[09:35:08] 0,4 KelebekFinal Sohbet Platformu [09:35:11] 0,2 Sizde Sohbeti Eğlenceli Hale Getirmek için Hemen Web Sitemizden Script`imizi indirin... [12:32:39] naber kanal [14:47:47] <_izmir> .şifresizler [16:50:16] .geveze [19:05:49] 10,10l10,1 ChanServ Op (@) icin tesekkur. 10,10l 1,10 AS 10,110,1 AfraN v.IV 10,10l [19:05:50] 10,10l10,1 NoMercy Halfop (%) icin tesekkur. 10,10l 1,10 AS 10,110,1 AfraN v.IV 10,10l [19:33:28] 0,4 KelebekFinal Sohbet Platformu [19:33:31] 0,2 Sizde Sohbeti Eğlenceli Hale Getirmek için Hemen Web Sitemizden Script`imizi indirin... [19:54:26] .away [20:16:38] .geveze [20:17:20] .away [20:58:22] Cazibeli Bir Fitne İçinde Bulunan ve Henüz Aklını Kaybetmemiş Bazı Gençlerle Bir Konuşmadır [20:58:33] Bir kısım gençler, şimdiki aldatıcı ve cazibeli haram zevk ve heveslerin hücumu karşısında, “Ahiretimizi nasıl kurtaracağız?” diyerek Risale-i Nur’dan yardım istediler. [20:58:45] Ben de Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi adına onlara dedim ki: [20:58:54] Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. [20:59:02] Herkes ister istemez oraya girecek. [20:59:18] Birinci yol: Kabir, müminler için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır. [20:59:27] İkinci yol: Ahireti tasdik eden, fakat haram zevk ve eğlencelere dalıp dalâlet yolunda gidenlere ebedî bir zindan ve bütün dostlarından ayrı, tek başına bir hapsin kapısıdır. [20:59:47] O yolda giden insan, öyle gördüğü, inandığı fakat inandığı gibi hareket etmediği için bu şekilde muamele görecek. [21:00:02] Üçüncü yol: Ahirete inanmayan inkârcılar ve dalâlet yolundakiler için ebedî idam kapısıdır. [21:00:13] Yani kabir, hem kendisini hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darağacıdır. [21:00:24] İnkârcı, öyle bildiği için, ceza olarak aynısını görecek. [21:00:33] Bu iki şık açıktır; delil istemez, gözle görülür. [21:00:44] Madem ecel gizlidir, ölüm her vakit başını kesmek için gelebiliyor ve genç-ihtiyar farkı yoktur. [21:00:58] Elbette biçare insan için, daima gözünün önündeki öyle büyük, dehşetli bir mesele karşısında, o ebedî idamdan, o dipsiz, sonsuz, tek başına hapisten kurtulmanın çaresini aramak [21:01:15] ve kabir kapısını kendisi hakkında bâki ve nurlu bir âleme, ebedî saadete açılan bir kapıya çevirmek, dünya kadar büyük bir meseledir. [21:02:18] Ve sayısız muhakkik zât da, o peygamber ve velilerin verdikleri haberi kesin delilleriyle, aklen, ilmelyakîn (Kesin bilgiye dayanarak, ilim yoluyla şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmek) derecesinde ispatlıyor.(Onlardan biri Risale-i Nur’dur ve meydandadır.) [21:02:42] Hepsi ittifakla, “Yüzde doksan dokuz ihtimalle, ebedî idam ve zindandan kurtulmak ve o yolu ebedî saadete çevirmek, yalnız iman ve itaat ile mümkündür.” diye haber veriyor. [21:02:58] Acaba yüzde bir helâk olma ihtimali bulunan tehlikeli bir yolda gitmemek için bir tek habercinin sözü dikkate alındığı [21:03:12] ve helâk olma endişesinden gelen manevî elem, o habercinin sözünü dinlemeyip o yolda giden adamın yemek iştahını bile kaçırdığı halde… [21:03:27] Böyle yüz binlerce doğru sözlü ve doğruluğu tasdik edilmiş haberci, yüzde yüz ihtimalle, dalâletin ve haram zevklerin, göz önündeki kabri bir darağacına ve ebedî, tek başına bir hapse çevirmeye sebep olduğunu; [21:03:47] iman ve kulluğun ise yüzde yüz ihtimalle o darağacını kaldırıp o zindanı kapatarak şu göz önündeki kabri ebedî bir hazineye ve saadet sarayına açılan bir kapıya çevirdiğini haber verdikleri, bunun işaret ve alâmetlerini gösterdikleri halde… [21:04:21] Bu hayret verici, garip, dehşetli ve büyük meseleyle karşı karşıya bulunan, her vakit kabre çağrılma nöbeti bekleyen biçare insana, [21:04:35] bilhassa Müslüman değilse, iman ile kullukta bulunmamışsa; bütün dünya saltanatı ve lezzeti bile verilse o endişeden gelen acı elemi yok edebilir mi? Size soruyorum. [21:04:58] Madem ihtiyarlık, hastalık, musibet ve her taraftaki ölümler o dehşetli elemi deşiyor ve hatırlatıyor. [21:05:22] Elbette, haram zevk ve eğlencelere dalıp dalâlet yolunda gidenler, yüz bin lezzeti ve zevki tatsalar da, kalblerinde yine manevî bir cehennem yaşar ve onları yakar. [21:05:37] Fakat pek kalın gaflet sersemliği bunu geçici olarak hissettirmez. [21:05:50] Madem müminler ve dinin emir ve yasaklarına uyanlar, gözleri önündeki kabrin kendileri hakkında ebedî bir hazineye, sonsuz bir saadete kapı olduğunu anlamışlar ve onlara iman vesikasıyla o ezelî kader piyangosundan milyarlarca altın ve elması kazandıracak bir bilet çıkmış. [21:06:13] Her vakit, “Gel biletini al!” denilmesini beklemekten derin, esaslı, hakiki bir lezzet ve manevî bir zevk duyarlar. [21:06:27] Bu öyle bir lezzettir ki, eğer cisme bürünse ve o çekirdek bir ağaç olsa, o mümin için hususi bir cennet hükmüne geçer. [21:06:45] Şu halde, o büyük zevk ve lezzeti terk edip gençliğin sevkiyle, zehirli bir bala benzeyen, sonu gelmez elemlerle karışık o haram eğlence ve heveslerin peşinde geçici bir gayrimeşru lezzeti tercih eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. [21:07:05] Böyle bir insan yabancı dinsizler gibi de olamaz. [21:07:13] Çünkü onlar, Hazreti Peygamber’i (aleyhissalâtü vesselam) inkâr etseler, diğer peygamberleri tanıyabilirler. [21:07:23] Peygamberleri bilmeseler, Allah’ı tanıyabilirler. [21:07:32] Allah’ı bilmeseler de kemâl vasıfları kazanmaya vesile olacak bazı güzel hasletlere sahip bulunabilirler. [21:07:49] Fakat bir Müslüman, hem peygamberleri hem Rabbini hem de bütün üstün meziyetleri, Muhammed-i Arabî (aleyhissalâtü vesselam) vasıtasıyla bilir. [21:08:04] Onun terbiyesini bırakan ve zincirinden çıkan, artık hiçbir peygamberi de Allah’ı da tanımaz ve ruhunda kemâl vasıflarını muhafaza edecek hiçbir esası bilemez. [21:08:20] Çünkü peygamberlerin sonuncusu, en büyüğü, dini ve daveti bütün insanlığa bakan, mucizeleri ve diniyle peygamberlerin en üstünü olan [21:08:59] Mutlak bir düşüşe mahkûmdur. [21:09:06] İşte ey dünya hayatının zevklerine tutkun ve gelecek endişesiyle hayatını kazanmak için çabalayan biçareler! [21:09:16] Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini ve rahatını isterseniz meşru dairedeki keyifle yetininiz.O, keyfinize kâfidir. [21:09:43] Onun dışındaki, gayrimeşru dairedeki bir lezzetin içinde bin elem olduğunu daha önceki sözlerden elbette anladınız. [21:09:56] Geçmiş zamanın hadiseleri sinema perdesinde gösterildiği gibi, gelecek de –mesela elli sene sonraki halleri– kendilerine gösterilseydi, [21:10:21] Dünya ve ahirette ebedî, daimî sevinci isteyenin, iman dairesindeki Muhammedî (aleyhissalâtü vesselam) terbiyeyi kendine rehber edinmesi gerekir. [21:10:56] Bir gün yanıma birkaç parlak genç geldi. [21:11:04] Hayat, gençlik ve hevesler yönünden gelen tehlikelerden sakınmak için tesirli bir ihtar almak istediler. [21:11:27] Ben de onlara, eskiden Risale-i Nur’dan yardım talep eden gençlere dediğim gibi, dedim ki: [21:11:37] Sizdeki gençlik kesinlikle gidecek. [21:11:56] Eğer meşru dairede kalmazsanız, o gençlik ziyan olup başınıza hem dünyada hem kabirde hem de ahirette kendi lezzetinden çok daha büyük belâlar açacak, elemler getirecek. [21:12:10] Eğer İslam terbiyesiyle, gençlik nimetine karşı bir şükür olarak onu iffet, namus ve itaat yolunda sarf ederseniz, [21:12:23] o gençlik mânen bâki kalır ve ebedî bir gençlik kazanmanıza vesile olur. [21:12:36] Eğer iman olmazsa veyahut isyan ile tesirsiz kalırsa, [21:12:50] hayat görünüşteki kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, o zevkten ve lezzetten binlerce derece fazla elem, hüzün, keder verir. [21:13:05] Çünkü insan akıl sahibi olduğundan, [21:13:19] hayvanların aksine, yaradılış itibarı ile içinde bulunduğu zamanla beraber geçmiş ve gelecekle de alâkadardır. [21:13:31] O zamanları düşününce de hem elem hem lezzet duyabilir. [21:13:37] <_izmir> .şifresizler [21:13:41] Hayvanların ise aklı olmadığı için, [21:13:52] geçmişten gelen hüzünler ve geleceğe dair korkular, endişeler hazır lezzetlerini bozmaz. [21:14:18] Fakat insan eğer dalâlete ve gaflete düşmüşse [21:14:27] geçmişten gelen hüzünler ve gelecek endişesi o küçük lezzeti cidden acılaştırıyor, bozuyor. [21:14:39] Bilhassa o lezzet gayrimeşru ise bütün bütün zehirli bir bal hükmündedir. [21:14:54] Demek insan, hayattan lezzet alma noktasında hayvandan yüz derece aşağı düşer. [21:15:13] Belki dalâlet ve gaflet ehlinin hayatı, varlığı, hatta kâinatı, içinde bulunduğu günden ibarettir. [21:15:27] Bütün geçmiş zaman ve âlemler, onun dalâleti noktasında yok olmuş, ölmüştür. [21:15:38] Akıl, geçmişle alâkadarlığı yüzünden ona karanlıklar verir. [21:15:47] Gelecek zaman ise inançsızlığı sebebiyle yine yoktur. [21:15:57] Ve bu yokluktan gelen ebedî ayrılıklar sürekli aklına düşüp insanı karanlıklar içinde bırakır. [21:16:24] Eğer iman hayata hayat olsa, o vakit hem geçmiş hem gelecek zamanlar imanın nuruyla ışıklanır ve varlığa bürünür. [21:16:36] Tıpkı içinde bulunulan zaman gibi, insanın ruhuna ve kalbine iman noktasında yüce, manevî zevkler ve varlık nuru verir. [21:16:56] İşte hayat böyledir. [21:17:03] Onun lezzetini ve zevkini isterseniz [21:17:10] hayatınızı imanla hayatlandırınız, [21:17:17] farz ibadetlerle süsleyiniz [21:17:24] ve günahlardan sakınmakla muhafaza ediniz. [21:17:45] Vefatların her gün, her yerde, her vakit gösterdiği dehşetli ölüm hakikatini, size –başka gençlere söylediğim gibi– bir temsille anlatacağım: [21:18:07] Mesela, burada gözünüzün önünde bir darağacı kurulmuş. [21:18:16] Onun yanında, pek büyük bir ikramiyenin biletlerini veren bir piyango dairesi var. [21:18:26] Biz buradaki on kişi, ister istemez, çaresiz oraya davet edileceğiz, bizi çağıracaklar. [21:18:37] Çağırma zamanı gizli olduğundan, her dakika ya “Gel idam biletini al, darağacına çık!” [21:18:49] ya da “Milyonlarca altın kazandıran bir ikramiye bileti sana çıkmış, gel, al!” demelerini beklerken, [21:19:00] birden kapıya iki kişi gelir. [21:19:22] Diğeri ise aldatmaz ve aldanmaz, ciddi bir adamdır; [21:19:31] o kadının arkasından girer ve der ki: [21:19:39] “Size bir tılsım, bir ders getirdim. [21:19:47] Bunu okur ve o helvayı yemezseniz şu darağacından kurtulursunuz. [21:19:55] Bu tılsımla o benzersiz ikramiye biletini alırsınız. [21:20:09] İşte, zaten gözünüzle görüyorsunuz ki, [21:20:17] balı yiyenler darağacına gidiyor, gidinceye kadar da o helvanın zehrinden dehşetli karın sancısı çekiyorlar. [21:20:31] O büyük ikramiye biletini alanlar ise gerçi görünmüyor ve görünüşte onlar da o darağacına çıkıyorlar. [21:20:49] Fakat milyonlarca, milyarlarca şahit, onların asılmadığını, belki oradan kolayca ikramiye dairesine girmek için darağacını basamak yaptığını haber veriyor. [21:21:08] İşte, pencerelerden bakınız! [21:21:17] En büyük memurlar ve bu işle alâkalı büyük zâtlar, [21:21:36] ‘O darağacına gidenleri bizzat, gözünüzle gördüğünüz gibi, bu ikramiye biletini de ancak o tılsımı değerlendirenlerin aldığını hiç şüphe götürmez şekilde, gündüz gibi kesin biliniz.’ [21:22:11] İşte bu temsildeki gibi, [21:22:19] zehirli bir bal hükmünde olan gayrimeşru dairedeki gençliğin haram zevkleri, [21:22:28] ebedî bir hazinenin ve saadetin bileti ve vesikası olan imanı kaybettirir. [21:22:42] İnsan, darağacı hükmündeki ölümün ve ebedî karanlık kapısı olan kabrin musibetine, aynen göründüğü gibi düşer. [21:23:00] Ve ölüm vakti gizli olduğu için genç-ihtiyar fark etmeden ecel celladı her an başını kesmek için gelebilir. [21:23:22] Eğer zehirli bal hükmündeki o gayrimeşru hevesleri terk edip [21:23:32] Kur’an’ın tılsımı olan imanı elde eder ve farzları yerine getirirsen, [21:23:45] o fevkalâde kader piyangosundan çıkan ebedî saadet hazinesinin biletini kazanacağını, [21:24:12] had ve hesaba gelmez sayısız veli, hakikat ehli ve muhakkik zât ittifakla haber veriyor ve bunun işaretlerini gösteriyorlar. [21:24:28] Kısacası: [21:24:28] Gençlik gidecek. [21:24:37] Haram zevk ve eğlencelerde gitmişse [21:24:45] hem dünyada hem ahirette binlerce belâ ve elemi netice vereceğini [21:24:55] ve öyle gençlerin çoğunlukla, gençliklerini kötüye kullanmaktan ve israftan gelen evhamlı hastalıklarla hastanelere, [21:25:13] taşkınlıklarıyla hapishanelere, sefalet yuvalarına [21:25:22] veyahut manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz, [21:25:34] hastanelere, hapishanelere ve kabristanlara sorunuz. [21:25:54] Elbette hastanelerin hal dilinden, çoğu kez, gençliğin sevkiyle yapılan israfların ve onu kötüye kullanmanın yol açtığı hastalıklardan inlemeler, eyvahlar işiteceğiniz gibi, [21:26:12] hapishanelerde de çoğunlukla gençlik taşkınlıklarının sebep olduğu gayrimeşru dairedeki hareketlerin tokadını yiyen bedbaht gençlerin pişmanlıklarını duyacaksınız. [21:26:34] Kabristanda ve kapıları oraya girenler için sürekli açılıp kapanan berzah âleminde ise [21:26:58] azabın çoğunun gençliği kötü yolda sarf etmenin neticesi olduğunu bileceksiniz. [21:27:16] Hem insanlığın büyük kısmını teşkil eden ihtiyarlara ve hastalara sorunuz. [21:27:27] Elbette, büyük çoğunluğu pişmanlık ve hasretle, [21:27:35] “Eyvah! Gençliğimizi beyhude harcadık, belki zararlı bir yolda ziyan ettik. Sakın bizim gibi yapmayınız.” diyecekler. [21:28:08] Çünkü beş-on senelik gençliğin gayrimeşru zevkleri için [21:28:17] dünyada çok sene gam ve keder yaşayan, [21:28:25] berzahta azap ve zarar gören, [21:28:32] ahirette cehennem ve sakar belâsını çeken adam, [21:28:42] en acınacak halde olmasına rağmen, [21:28:51] “Zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez.” sırrıyla [21:29:01] hiç acınmayı hak etmez. [21:29:16] Çünkü zarara rızasıyla girene merhamet edilmez; o, merhamete lâyık değildir. [21:29:26] Cenâb-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibeli fitnesinden kurtarsın ve korusun, âmin... [21:29:33] . [23:06:08] Selam...