[00:14:39] .söz [00:42:45] .söz [01:07:16] .söz [02:10:05] .söz [08:27:47] .sifresizler [09:26:29] .sifresizler [10:09:47] .söz [10:37:49] .söz [11:19:15] .söz [11:47:36] .söz [13:54:45] .sifresizler [15:27:13] .sifresizler [15:46:50] .söz [16:13:23] .söz [16:24:02] .söz [16:35:05] .söz [16:53:22] .söz [17:09:55] .söz [17:31:03] .söz [17:47:37] .söz [18:01:16] .söz [18:20:34] .söz [18:33:55] .söz [18:43:25] (@) için teşekkürler. DevelBot ;) 0,1 Türkçe mIRC [18:43:30] o_O gitti (@) :( Çabuk geri ver ChanServ ! 0,1 Türkçe mIRC [18:43:38] (@) için teşekkürler. DevelBot ;) 0,1 Türkçe mIRC [19:17:50] (@) için teşekkürler. DevelBot ;) 0,1 Türkçe mIRC [19:36:58] (@) için teşekkürler. DevelBot ;) 0,1 Türkçe mIRC [20:06:24] .sifresizler [20:27:12] .söz [20:41:02] 10,10l10,1 ChanServ Op (@) icin tesekkur. 10,10l 1,10 AS 10,110,1 AfraN v.IV 10,10l [20:41:02] 10,10l10,1 NoMercy Halfop (%) icin tesekkur. 10,10l 1,10 AS 10,110,1 AfraN v.IV 10,10l [20:51:27] .sifresizler [21:31:34] Cazibeli Bir Fitne İçinde Bulunan ve Henüz Aklını [21:31:34] Kaybetmemiş Bazı Gençlerle Bir Konuşmadır [21:31:53] Bir kısım gençler, şimdiki aldatıcı ve cazibeli haram zevk ve heveslerin hücumu karşısında, “Ahiretimizi nasıl kurtaracağız?” diyerek Risale-i Nur’dan yardım istediler. [21:32:08] Ben de Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi adına onlara dedim ki: [21:32:21] Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. [21:32:30] Herkes ister istemez oraya girecek. [21:33:00] Birinci yol: Kabir, müminler için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır. [21:33:25] İkinci yol: Ahireti tasdik eden, fakat haram zevk ve eğlencelere dalıp dalâlet yolunda gidenlere ebedî bir zindan ve bütün dostlarından ayrı, tek başına bir hapsin kapısıdır. [21:33:42] O yolda giden insan, öyle gördüğü, inandığı fakat inandığı gibi hareket etmediği için bu şekilde muamele görecek. [21:33:57] Üçüncü yol: Ahirete inanmayan inkârcılar ve dalâlet yolundakiler için ebedî idam kapısıdır. [21:34:13] Yani kabir, hem kendisini hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darağacıdır. [21:34:31] İnkârcı, öyle bildiği için, ceza olarak aynısını görecek. Bu iki şık açıktır; delil istemez, gözle görülür. [21:34:48] Madem ecel gizlidir, ölüm her vakit başını kesmek için gelebiliyor ve genç-ihtiyar farkı yoktur. [21:35:15] Elbette biçare insan için, daima gözünün önündeki öyle büyük, dehşetli bir mesele karşısında, o ebedî idamdan, o dipsiz, sonsuz, tek başına hapisten kurtulmanın çaresini aramak ve [21:35:32] kabir kapısını kendisi hakkında bâki ve nurlu bir âleme, ebedî saadete açılan bir kapıya çevirmek, dünya kadar büyük bir meseledir. [21:36:11] ellerinde birer tasdik nişanı olarak mucizeler bulunan peygamberler haber veriyor. [21:37:01] Hepsi ittifakla, “Yüzde doksan dokuz ihtimalle, ebedî idam ve zindandan kurtulmak ve o yolu ebedî saadete çevirmek, yalnız iman ve itaat ile mümkündür.” diye haber veriyor. [21:37:29] Acaba yüzde bir helâk olma ihtimali bulunan tehlikeli bir yolda gitmemek için bir tek habercinin sözü dikkate alındığı ve [21:37:44] helâk olma endişesinden gelen manevî elem, o habercinin sözünü dinlemeyip o yolda giden adamın yemek iştahını bile kaçırdığı halde… [21:38:06] Böyle yüz binlerce doğru sözlü ve doğruluğu tasdik edilmiş haberci, yüzde yüz ihtimalle, dalâletin ve haram zevklerin, göz önündeki kabri bir darağacına ve [21:38:26] ebedî, tek başına bir hapse çevirmeye sebep olduğunu; [21:39:05] iman ve kulluğun ise yüzde yüz ihtimalle o darağacını kaldırıp o zindanı kapatarak şu göz önündeki kabri ebedî bir hazineye ve saadet sarayına açılan bir kapıya çevirdiğini haber verdikleri, bunun işaret ve alâmetlerini gösterdikleri halde… [21:39:40] Bu hayret verici, garip, dehşetli ve büyük meseleyle karşı karşıya bulunan, her vakit kabre çağrılma nöbeti bekleyen biçare insana, bilhassa Müslüman değilse, iman ile kullukta bulunmamışsa; [21:40:00] bütün dünya saltanatı ve lezzeti bile verilse o endişeden gelen acı elemi yok edebilir mi? Size soruyorum. [21:40:17] Madem ihtiyarlık, hastalık, musibet ve her taraftaki ölümler o dehşetli elemi deşiyor ve hatırlatıyor. [21:40:30] Elbette, haram zevk ve eğlencelere dalıp dalâlet yolunda gidenler, yüz bin lezzeti ve zevki tatsalar da, kalblerinde yine manevî bir cehennem yaşar ve onları yakar. [21:40:49] Fakat pek kalın gaflet sersemliği bunu geçici olarak hissettirmez. [21:41:05] Madem müminler ve dinin emir ve yasaklarına uyanlar, gözleri önündeki kabrin kendileri hakkında ebedî bir hazineye, sonsuz bir saadete kapı olduğunu anlamışlar ve onlara iman vesikasıyla o ezelî kader piyangosundan milyarlarca altın ve elması kazandıracak bir bilet çıkmış. [21:41:35] Her vakit, “Gel biletini al!” denilmesini beklemekten derin, esaslı, hakiki bir lezzet ve manevî bir zevk duyarlar. [21:41:49] Bu öyle bir lezzettir ki, eğer cisme bürünse ve o çekirdek bir ağaç olsa, o mümin için hususi bir cennet hükmüne geçer. [21:42:07] Şu halde, o büyük zevk ve lezzeti terk edip gençliğin sevkiyle, zehirli bir bala benzeyen, sonu gelmez elemlerle karışık o haram eğlence ve heveslerin peşinde geçici bir gayrimeşru lezzeti tercih eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. [21:42:35] Böyle bir insan yabancı dinsizler gibi de olamaz. [21:42:50] Çünkü onlar, Hazreti Peygamber’i (aleyhissalâtü vesselam) inkâr etseler, diğer peygamberleri tanıyabilirler. [21:43:03] Peygamberleri bilmeseler, Allah’ı tanıyabilirler. [21:43:14] Allah’ı bilmeseler de kemâl vasıfları kazanmaya vesile olacak bazı güzel hasletlere sahip bulunabilirler. [21:43:27] Fakat bir Müslüman, hem peygamberleri hem Rabbini hem de bütün üstün meziyetleri, Muhammed-i Arabî (aleyhissalâtü vesselam) vasıtasıyla bilir. [21:43:43] Onun terbiyesini bırakan ve zincirinden çıkan, artık hiçbir peygamberi de Allah’ı da tanımaz ve ruhunda kemâl vasıflarını muhafaza edecek hiçbir esası bilemez. [21:44:46] insanlığın iftihar kaynağı bir zâtın terbiyesinin esaslarını ve dininin kanunlarını terk eden, elbette, hiçbir şekilde bir nur, bir kemâl bulamaz. Mutlak bir düşüşe mahkûmdur. [21:45:07] İşte ey dünya hayatının zevklerine tutkun ve gelecek endişesiyle hayatını kazanmak için çabalayan biçareler! [21:45:28] Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini ve rahatını isterseniz meşru dairedeki keyifle yetininiz. O, keyfinize kâfidir. [21:45:42] Onun dışındaki, gayrimeşru dairedeki bir lezzetin içinde bin elem olduğunu daha önceki sözlerden elbette anladınız. [21:46:33] Dünya ve ahirette ebedî, daimî sevinci isteyenin, iman dairesindeki Muhammedî (aleyhissalâtü vesselam) terbiyeyi kendine rehber edinmesi gerekir. [21:48:52] Birkaç Biçare Gence Verilen [21:48:52] Bir Tembih, Bir Ders, Bir İhtardır [21:49:10] Bir gün yanıma birkaç parlak genç geldi. Hayat, gençlik ve hevesler yönünden gelen tehlikelerden sakınmak için tesirli bir ihtar almak istediler. [21:49:23] Ben de onlara, eskiden Risale-i Nur’dan yardım talep eden gençlere dediğim gibi, dedim ki: [21:49:36] Sizdeki gençlik kesinlikle gidecek. [21:49:49] Eğer meşru dairede kalmazsanız, o gençlik ziyan olup başınıza hem dünyada hem kabirde hem de ahirette kendi lezzetinden çok daha büyük belâlar açacak, elemler getirecek. [21:50:05] Eğer İslam terbiyesiyle, gençlik nimetine karşı bir şükür olarak onu iffet, namus ve itaat yolunda sarf ederseniz, o gençlik mânen bâki kalır ve ebedî bir gençlik kazanmanıza vesile olur. [21:50:26] Eğer iman olmazsa veyahut isyan ile tesirsiz kalırsa, hayat görünüşteki kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, o zevkten ve lezzetten binlerce derece fazla elem, hüzün, keder verir. [21:50:53] Çünkü insan akıl sahibi olduğundan, hayvanların aksine, yaradılış itibarı ile içinde bulunduğu zamanla beraber geçmiş ve gelecekle de alâkadardır. O zamanları düşününce de hem elem hem lezzet duyabilir. [21:51:14] Hayvanların ise aklı olmadığı için, geçmişten gelen hüzünler ve geleceğe dair korkular, endişeler hazır lezzetlerini bozmaz. [21:51:37] Fakat insan eğer dalâlete ve gaflete düşmüşse geçmişten gelen hüzünler ve gelecek endişesi o küçük lezzeti cidden acılaştırıyor, bozuyor. Bilhassa o lezzet gayrimeşru ise bütün bütün zehirli bir bal hükmündedir. [21:52:13] Demek insan, hayattan lezzet alma noktasında hayvandan yüz derece aşağı düşer. [21:52:27] Belki dalâlet ve gaflet ehlinin hayatı, varlığı, hatta kâinatı, içinde bulunduğu günden ibarettir. [21:52:48] Bütün geçmiş zaman ve âlemler, onun dalâleti noktasında yok olmuş, ölmüştür. Akıl, geçmişle alâkadarlığı yüzünden ona karanlıklar verir. [21:53:09] Gelecek zaman ise inançsızlığı sebebiyle yine yoktur. [21:53:25] Ve bu yokluktan gelen ebedî ayrılıklar sürekli aklına düşüp insanı karanlıklar içinde bırakır. [21:53:41] Eğer iman hayata hayat olsa, o vakit hem geçmiş hem gelecek zamanlar imanın nuruyla ışıklanır ve varlığa bürünür. [21:53:58] Tıpkı içinde bulunulan zaman gibi, insanın ruhuna ve kalbine iman noktasında yüce, manevî zevkler ve varlık nuru verir. İhtiyarlar Risalesi’ndeki Yedinci Ümit’te bu hakikatin izahı var, ona bakmalısınız. [21:54:24] İşte hayat böyledir. Onun lezzetini ve zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız, farz ibadetlerle süsleyiniz ve günahlardan sakınmakla muhafaza ediniz. [21:54:42] Vefatların her gün, her yerde, her vakit gösterdiği dehşetli ölüm hakikatini, size –başka gençlere söylediğim gibi– bir temsille anlatacağım: [21:55:01] Mesela, burada gözünüzün önünde bir darağacı kurulmuş. [21:55:15] Onun yanında, pek büyük bir ikramiyenin biletlerini veren bir piyango dairesi var. [21:55:29] Biz buradaki on kişi, ister istemez, çaresiz oraya davet edileceğiz, bizi çağıracaklar. [21:55:48] Çağırma zamanı gizli olduğundan, her dakika ya “Gel idam biletini al, darağacına çık!” ya da “Milyonlarca altın kazandıran bir ikramiye bileti sana çıkmış, gel, al!” demelerini beklerken, birden kapıya iki kişi gelir. [21:56:21] Diğeri ise aldatmaz ve aldanmaz, ciddi bir adamdır; o kadının arkasından girer ve der ki: [21:56:40] “Size bir tılsım, bir ders getirdim. Bunu okur ve o helvayı yemezseniz şu darağacından kurtulursunuz. [21:56:56] . Bu tılsımla o benzersiz ikramiye biletini alırsınız. [21:57:15] İşte, zaten gözünüzle görüyorsunuz ki, balı yiyenler darağacına gidiyor, gidinceye kadar da o helvanın zehrinden dehşetli karın sancısı çekiyorlar. [21:57:50] O büyük ikramiye biletini alanlar ise gerçi görünmüyor ve görünüşte onlar da o darağacına çıkıyorlar. [21:58:04] Fakat milyonlarca, milyarlarca şahit, onların asılmadığını, belki oradan kolayca ikramiye dairesine girmek için darağacını basamak yaptığını haber veriyor. İşte, pencerelerden bakınız! [21:58:57] İşte bu temsildeki gibi, zehirli bir bal hükmünde olan gayrimeşru dairedeki gençliğin haram zevkleri, ebedî bir hazinenin ve saadetin bileti ve vesikası olan imanı kaybettirir. [21:59:15] İnsan, darağacı hükmündeki ölümün ve ebedî karanlık kapısı olan kabrin musibetine, aynen göründüğü gibi düşer. Ve ölüm vakti gizli olduğu için genç-ihtiyar fark etmeden ecel celladı her an başını kesmek için gelebilir. [22:00:04] Eğer zehirli bal hükmündeki o gayrimeşru hevesleri terk edip Kur’an’ın tılsımı olan imanı elde eder ve farzları yerine getirirsen, [22:01:07] Kısacası: Gençlik gidecek. [22:01:34] Haram zevk ve eğlencelerde gitmişse hem dünyada hem ahirette binlerce belâ ve elemi netice vereceğini ve öyle gençlerin çoğunlukla, gençliklerini kötüye kullanmaktan ve israftan gelen evhamlı hastalıklarla hastanelere, [22:01:55] taşkınlıklarıyla hapishanelere, sefalet yuvalarına veyahut manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz, hastanelere, hapishanelere ve kabristanlara sorunuz. [22:02:20] Elbette hastanelerin hal dilinden, çoğu kez, gençliğin sevkiyle yapılan israfların ve onu kötüye kullanmanın yol açtığı hastalıklardan inlemeler, eyvahlar işiteceğiniz gibi, [22:02:40] hapishanelerde de çoğunlukla gençlik taşkınlıklarının sebep olduğu gayrimeşru dairedeki hareketlerin tokadını yiyen bedbaht gençlerin pişmanlıklarını duyacaksınız. [22:04:06] Hem insanlığın büyük kısmını teşkil eden ihtiyarlara ve hastalara sorunuz. [22:04:19] Elbette, büyük çoğunluğu pişmanlık ve hasretle, “Eyvah! Gençliğimizi beyhude harcadık, belki zararlı bir yolda ziyan ettik. Sakın bizim gibi yapmayınız.” diyecekler. [22:05:00] Çünkü beş-on senelik gençliğin gayrimeşru zevkleri için dünyada çok sene gam ve keder yaşayan, berzahta azap ve zarar gören, ahirette cehennem ve sakar belâsını çeken adam, en acınacak halde olmasına rağmen, [22:05:41] “Zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez.” sırrıyla hiç acınmayı hak etmez. [22:05:56] Çünkü zarara rızasıyla girene merhamet edilmez; o, merhamete lâyık değildir. [22:06:25] Cenâb-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibeli fitnesinden kurtarsın ve korusun, âmin... [22:11:30] .sifresizler [22:19:07] Ey insan! [22:19:13] Bir an düşün! [22:19:18] Etrafına bak! [22:19:26] Varlıkların her birinin kendi içinde bir sistemi var: [22:19:34] Her varlık, her atom, her hücre, her yıldız, kendi başına başıboş değil. [22:19:43] Her biri, kendi sistemine ve o sistemin de bağlı olduğu büyük kâinat düzenine uygun davranıyor. [22:19:51] Tıpkı bir makinenin içindeki çarklar gibi. [22:19:58] Bu küçük sistemler, sadece kendilerine hizmet etmiyorlar. [22:20:05] Hepsi, daha büyük bir sistemin parçası olarak çalışıyorlar. [22:20:12] Şimdi kâinatta bir yolculuğa çıkalım. [22:20:25] En küçükten başlayalım, en büyüğe doğru ilerleyelim. [22:20:33] Ve bakalım: [22:20:33] Bu muazzam düzen bize neyi gösteriyor? [22:20:41] Her şey atomlarla başlar. [22:20:49] Atomlar, gözle görünmeyecek kadar küçüktür. [22:20:56] Ama içlerinde müthiş bir nizam saklıdır: [22:21:05] Çekirdekte protonlar ve nötronlar, Etrafında düzenli bir şekilde dönen elektronlar… [22:21:17] Bunlar tesadüfen mi döner? [22:21:24] Hayır! [22:21:24] Sıkı kurallara bağlıdırlar. [22:21:32] Her atom bir küçük kâinat gibidir. [22:21:43] Sonra atomlar bir araya gelir, molekülleri oluşturur. [22:21:51] Su molekülü, proteinler, DNA zincirleri… [22:21:59] Atomlar bir araya gelirken rastgele birleşmezler. [22:22:06] Onlar bir nizamla, bir yasa ile, bir kudretin hükmüyle hareket ederler. [22:22:15] Elektronlar rastgele sıçramaz; protonlar keyfine göre bağ kurmaz. [22:22:23] Atomlar birbirlerini tanımamalarına rağmen, her defasında doğru molekülü kurarlar. Yanlış yapmazlar. [22:22:33] Su, Üç atomun birleşimiyle hayat olur. [22:22:44] DNA, Milyarlarca atomun doğru sıraya dizilmesiyle kimlik olur. [22:22:54] Protein, Bir hücreye biçim veren yapıdır, ama milyonlarca atomun ahenkle birleşmesiyle var olur. [22:23:03] Sonra moleküller birleşir, hücreler doğar. [22:23:10] Her hücre, içinde muhteşem bir fabrika gibi işler: [22:23:23] Enerji üreten mitokondriler, Talimatları saklayan DNA, Protein üreten ribozomlar… [22:23:42] Şuursuz moleküller, bir araya gelip şuurla iş yapmaya başlarlar! [22:23:52] Sonra milyarlarca hücre bir araya gelir… [22:24:03] Ve bu minicik hayat zerrelerinden; [22:24:12] İnsanlar doğar, Hayvanlar var olur, Bitkiler baş verir… [22:24:23] Her biri ayrı bir âlem, Her biri ayrı bir sanat eseri… [22:24:36] İnsanın içinde milyarlarca hücre, ama her biri yerini bilir, haddini aşmaz. [22:24:58] Her hücre, bütün bir vücuda hizmet eder. [22:25:10] Her biri kendi biriminin kanununa bağlı olduğu gibi, Aynı zamanda büyük bedenin umumi sistemine de uyar. [22:25:22] Elin hücreleri gözün hücreleriyle uyum içindedir. [22:25:30] Elin hücreleri gözün hücreleriyle uyum içindedir. [22:25:56] Karaciğerin hücresi beynin emrine tabidir. [22:26:10] Mide çalışırken kalp ona göre atar. [22:26:19] Beyin düşünürken damarlar ona göre kan taşır. [22:26:26] Ne kavga vardır ne kaos… [22:26:34] Ne isyan vardır ne başıboşluk… [22:26:43] Birbirini tanımayan şuursuz hücrelerin arasında muhteşem bir düzen, sarsılmaz bir ahenk, muazzam bir iş bölümü ve itaat vardır! [22:26:57] Sonra milyarlarca insan hayvan ve bitki türleri bir araya gelerek toplumları ve ekosistemleri oluşturur. [22:27:11] Sonra milyarlarca insan hayvan ve bitki türleri bir araya gelerek toplumları ve ekosistemleri oluşturur. [22:27:21] Arılar kovanlar, karıncalar koloniler kurar. [22:27:32] Kuşlar sürüler halinde uçar, insanlar şehirler inşa eder. Bitkiler ormanları oluşturur. [22:27:46] Her biri hem kendi hayatını sürdürür hem de daha büyük bir sistemin parçası olur. [22:27:58] Bitkiler oksijen üretir, hayvanlar oksijeni kullanır. [22:28:08] Toprak bitkiye hayat verir, bitki hayvana, hayvan insana… [22:28:19] Bir zincir gibi, hayatlar birbirine bağlıdır. [22:28:27] Daha sonra ekosistemler birleşir, yeryüzünü meydana getirir. [22:28:35] Dağlar, denizler, ırmaklar… [22:28:42] Atmosfer, bulutlar, yağmurlar… [22:28:54] Hepsi birlikte mükemmel bir dengeyi sürdürür. [22:29:03] Bir yerde yağmur eksik yağsa kuraklık, fazla yağsa felaket olur. [22:29:12] Ama her şey bir ölçüyle, dengeyle kusursuz bir şekilde çalışır. [22:29:24] Ve işte o muhteşem gezegen dünya meydana gelir. [22:29:32] Dünya da yalnız değildir. [22:29:38] Güneş sisteminin bir parçasıdır. [22:29:49] Dünya, Güneş’in etrafında muntazam bir yörüngede döner. [22:30:11] Ay, Dünya’nın çevresinde döner. [22:30:24] Diğer gezegenler, Güneş’e bağlı düzenli hareket eder. [22:30:38] Birinin hızı biraz değişse, bütün sistem çökerdi. [22:30:48] Ama her gezegen tam bir nizam ve itaat içinde hareket eder. [22:31:08] Peki Güneş sistemi? [22:31:18] Evet Güneş sistemi de yalnız değildir. [22:31:36] Samanyolu galaksisinde milyarlarca yıldızla birlikte dönüyor. [22:31:45] Galaksiler de belli kurallarla hareket ediyor. [22:31:53] Başka galaksilerle uyumlu bir şekilde kâinatta süzülüyor. [22:32:03] Ve nihayet, bütün galaksiler bir araya gelir. Devasa galaksi kümeleriyle Kâinatı oluşturur. [22:32:24] Ve bu muazzam yapı da şu sema denizinde, belirli bir düzen ve ölçü içinde hareket eder. [22:32:34] Şimdi düşünelim: [22:32:43] Bu muazzam nizam içinde, eğer birden fazla güç sahibi olsaydı, eğer her sistemi başka bir ilah yönetiyor olsaydı ne olurdu? [22:33:03] Atomlar başka bir ilaha bağlı, hücre başka bir ilaha bağlı olsaydı; Atomlar kendi başlarına dönerdi, hücreler birbirine savaş açardı. [22:33:20] Ve şu düzen başlamadan biterdi. [22:33:28] Haşa organizmalar başka bir kudretin eseri, dünya başka bir kudretin eseri olsaydı; bedende hastalıklar, dünyada kaoslar patlak verirdi. [22:33:41] Haşa güneş başka bir güç, galaksiler başka bir güç tarafından yönetilseydi; yörüngeler birbirine girerdi, gökler ve yer birbirine çarpardı! [22:33:57] Çünkü: [22:33:57] Bir komutanın emrinde yüz asker bile olsa intizam sağlanır. [22:34:15] Çünkü: [22:34:15] Bir komutanın emrinde yüz asker bile olsa intizam sağlanır. [22:34:27] Fakat on komutanın emrinde bir asker bile idare edilemez, kargaşa yaşanır. [22:34:40] Ya kâinat gibi sonsuz varlıklar farklı iradelere tâbi olsaydı? [22:34:53] Elbette düzen değil, anarşi olurdu! [22:34:53] Nizam değil, kaos doğardı! [22:35:15] Ama görüyoruz ki: [22:35:15] Ne atomlar başıboş ne hücreler çatışıyor ne dünya dengeden sapıyor ne galaksiler birbirine çarpıyor. [22:35:28] Her şey alemdeki kanunlara ve nizama son derece bağlı, uyumlu, ölçülü ve hikmetli ve kusursuz bir uyumla çalışıyor. [22:35:45] Bütün bunlar birdenbire mi olmuş? [22:35:45] Kendi kendine mi dizilmiş? [22:35:45] Rastgele mi bir araya gelmiş? [22:35:57] Hayır! [22:35:57] Yüz binlerce defa hayır! [22:36:06] Her zerre, her sistem, her hareket: [22:36:06] Tek bir İlahın varlığını ve birliğini bağırıyor! [22:36:18] Zira bir parçada hikmet varsa, bütünün sahibi birdir. [22:36:27] Sistemde kavga yoksa, sultan birdir. [22:36:35] Her emir aynı yerden geliyorsa, kumandan birdir. [22:36:42] Bütün parmaklar bir kalemi tutuyorsa, el birdir. [22:36:51] Bütün çarklar aynı saat için dönüyorsa, saatçi birdir. [22:37:01] Aynen bunun gibi bütün hücreler bir bedeni inşa ediyorsa, bedeni veren birdir. [22:37:14] Bütün dağlar aynı arzı tutuyorsa, yeryüzünü sabitleyen birdir. [22:37:24] Her toprak parçası aynı yağmurla canlanıyorsa, yağmuru emreden birdir. [22:37:36] Her yıldız aynı yörüngede dönüyorsa, semanın idare edicisi birdir. [22:38:09] Recluse [22:38:19] Risaleinur mu okuyorsunuz [22:38:35] Bir şehir düşünelim: [22:38:52] Elektrik şirketi ayrı. [22:38:52] Su idaresi ayrı. [22:38:52] Yol yapım müdürlüğü ayrı. [22:38:52] Çöp toplama şirketi ayrı. [22:39:08] Ama hepsi: [22:39:08] Şehre su getiriyor. [22:39:08] Elektrik veriyor. [22:39:08] Trafik düzenini sağlıyor. [22:39:08] Temizliği yapıyor. [22:39:23] Öyle bir uyum var ki: [22:39:23] Ne çelişki var ne çatışma var ne de başıboşluk var. [22:39:47] Eğer her biri kafasına göre çalışsaydı, şehir yaşanmaz bir hâle gelirdi. [22:40:02] Ama bir düzen, bir uyum var. [22:40:02] Bu gösterir ki: Herkes tek bir makamdan emir alıyor. [22:40:14] Aynen öyle de kâinatta da: Güneş, rüzgâr, dağlar, nehirler ayrı ayrı var. [22:40:24] Ama hepsi aynı sistemde uyumla çalışıyor. [22:40:32] Demek ki: Hepsinin bağlı olduğu tek bir İlah var hepsi aynı yerden emir alıyor ve vazifesini yapıyor. [22:40:44] Tüm sistemleri kuran da yöneten de aynı yaratıcıdır. [22:41:00] Şu uçsuz bucaksız kâinata bak: [22:41:00] Atomlardan galaksilere kadar, zerrelerden yıldızlara kadar, [22:41:10] bir nakkaşın fırçasından dökülen nakışlar gibi, bir sultanın fermanından süzülen emirler gibi, [22:41:22] ince ince işlenmiş, hassas hassas ölçülmüş ve muhteşem bir intizamla tanzim edilmiştir! [22:41:46] Her biri şu hakikatleri söylüyor: [22:41:46] “Biz başıboş değiliz! [22:41:46] Biz sahipsiz değiliz! [22:41:46] Biz Onun emriyle hareket ediyoruz! [22:41:46] Bizim sahibimiz şu kâinatın sahibidir. [22:51:48] Her biri şu hakikatleri söylüyor: [22:51:49] “Biz başıboş değiliz! [22:51:49] Biz sahipsiz değiliz! [22:51:49] Biz Onun emriyle hareket ediyoruz! [22:52:00] Bizim sahibimiz şu kâinatın sahibidir. [22:52:00] O tektir. [22:52:00] Eğer ondan başka birisi, bu birbiri içindeki sistemlere parmak karıştırsa tüm kâinatı karıştırır.” [22:52:14] Öyleyse! Bu apaçık nizama rağmen, birliği güneş gibi parlayan o tek yaratıcıyı inkâr eden kimse için, iki seçenek kalıyor: [22:52:27] Ya gözlerini kör etmeli ta ki bu düzeni görmesin, bu sanatı inkâr etsin, bu mucizeyi yok sayabilsin! [22:52:40] Ya da aklını çıkarıp atmalı, ki düşünmesin, anlamasın, şahit olduğun hakikati reddedebilsin! [22:52:52] Çünkü gören bir göz, düşünen bir akıl, bu mükemmel nizamın ardında sonsuz olan ve birliğinin mühürlerini her şeye vuran bir kudreti mutlaka bulur. [22:53:11] Evet, bir sarayın taşlarında mimarının izini arayan, [22:53:19] bir nakşın ince çizgilerinde nakkaşının sanatını arayan, [22:53:27] bir kitabın kelimelerinde müellifinin ruhunu sezen insan! [22:53:37] Eğer aklı sönmedi ve kalbi ölmediyse [22:53:46] elbette şu âlem sarayının kubbesinde, şu süslü varlıkların nakışlarında [22:53:56] ve şu kâinat kitabının satırlarında o tek olan ilahı bulacaktır. [22:54:02] . [23:13:28] .söz [23:29:19] .söz [23:29:31] Hm [23:29:36] Guzelmis [23:31:28] .söz [23:58:39] .söz